Geçen hafta Tarçın‘ın beni çok korkuttuğunu biliyorsunuz. Yıllardır diyabeti regüle olmasına rağmen, her gün olmasa da, davranışlarını sürekli gözlemleyerek, ara sıra evde kan/idrar şekeri ölçümü yaparım. Son zamanlarda başka işlere dalınca, gözleme işini biraz ihmal etmişim ve sonucu biliyorsunuz. Kan şekeri çok düştü ve günlerce bu defa şekerini yükseltmek için uğraştım.
Bu da gösteriyor ki, diyabetik bir kedi sahibi, hiç bir zaman kedisinin tamamen iyileştiğini düşünmemeli. Beklenmedik bir anda kan şekeri çok yükselebilir ya da çok düşebilir. Tarçın, şu anda normal seyrediyor ama artık gözüm hep onda. Şöyle bir geriye dönüp, o günleri gözden geçirince, aslında dikkatimi çekmesi gereken pek çok belirti olduğunu anlıyorum. Bir süredir çok su içmeye başlamıştı. Bir türlü doymak bilmiyordu. Sürekli yemesine rağmen, kardeşlerine yemek bırakmıyordu. Bir de geceleri olur olmaz saatlerde odamın kapısına gelip bağırıyordu. Ne istediğini de pek bilmiyordu ama tuvalete gidip, su dökmem için çağırıyordu. Ben de onun titizliğine veriyordum. Ne büyük hata. Anlatmaya çalışmış ama ben anlamamışım. Bu nedenle, hipoglisemiyi ayrıntılı bir şekilde sizlerle de paylaşmam gerektiğini düşündüm.
Hipoglisemi (düşük kan şekeri), başka etkenlerle olabileceği gibi, insulin tedavisi olan bir kedide doz aşımı olduğunda da görülebilir. Çünkü verilen fazla miktarda insulin, vücudun şekeri sürekli kullanmasına neden olarak, kan şeker düzeyini tehlikeli ölçüde düşürebilir. İnsulin şoku olarak da adlandırılan bu durum, vaktinde müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilir.
Belirtileri Nelerdir?
- Anormal bir açlık/yiyeceğin türüyle ilgili olmayan bir açlık,
- Yorgunluk,
- Güçsüzlük,
- Başın dik tutulamaması,
- Titreme,
- Sendeleme,
- Koordinasyonsuz/dengesiz davranışlar,
- Görme güçlüğü,
- Normal dışı davranışlar (uluma/garip sesler çıkarma, daireler çizerek yürüme,saklanam gibi),
- Nöbet ve ataklar,
- Koma.
Bunların dışındaki bazı davranışlar:
- Çok uykulu olma hali,
- Salyanın istemsiz akması,
- Kusma, cam gibi, dalgın, donuk gözler.
Yukarıdaki belirtilerin, dikkatle izlenmesi ve gözden kaçırılmaması gerekir. Ancak çok hassas bazı hasta sahipleri, zaman zaman biraz abartarak, yaşa bağlı bazı belirtileri hipoglisemi ile karıştırabilir ve yanlış uygulamalar yapabilir. Bu da yine çok dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Genellikle kan şekeri regüle olmuş/düzene girmiş kedilerde de, Tarçın‘da olduğu gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak ani düşüşler yaşanabilir. Bu yüzden, diyabetik kedi sahipleri her zaman böyle bir duruma hazırlıklı olmalıdır. Kan şekeri ölçümleri ihmal edildiğinde, yaşayabileceğimiz bu durumlara hazırlıklı olmaktan neyi kastettiğimizi şöyle özetleyebiliriz.
Önceden, böyle bir durumda neler yapılması gerektiği üzerine veteriner ile görüşüp, sakin bir zamanda kendi kendimize uzun uzun bu konuyu düşünmeli ve kendimiz için bir liste hazırlamalıyız. Ancak önce kan şekeri düzeyinin değiştiğini bize düşündürebilecek durumların neler olacağını saptamalıyız:
- Kedimizin davranışlarında ya da yeme/su içme ve idrar alışkanlığında bir fark görüyormuyuz?
- Kedimizin tuvalet ya da kum kabını kullanma alışkanlığında bir farklılık var mı?
- Normalden daha fazla uyuyor ya da ayakta duramıyor, kendini sık sık yere atıyor mu?
- Nefes alış verişleri düzensiz mi?
- Tüylerinin görünümünde dikkat çeken bir bozukluk var mı?
Bu tür durumlar dikkatimizi çektiğinde yapılması gerekenler ne olabilir:
- Acilen kan/idrar şekeri ölçülmeli:
******Bu ölçümler son derece basit olmakla birlikte, bazı kedi sahipleri kan ölçümü konusunda çekimser davranırlar. Bu nedenle onların evde ölçüm yapabilmeleri için yararlanabilecekleri diğer teknik, idrar ölçümüdür. İdrar test çubukları, her eczanede bulunabilir. Ancak seçimi iyi yapmak gerekir. Çünkü bazı çubuklar/stripler şeker ölçümünde 250mg/dl’den sonrasını dikkate alırlar. Keton ölçümü yapamazlar. Bu yüzden, çubukları alırken iyi araştırma yapılmalı, ve mümkün olduğunca gereksinim duyduğumuz sonuçları gösterecek markayı seçmeliyiz. Bu konuda, veterinerimizden yardım almamız gerekir.
Kan ya da idrar ölçümü yapabilmek için gerekli malzemeler daima kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde bulundurulmalıdır. Ayrıca kullanıma hazır olmaları da, çok önemlidir.
- Veterinerin telefonu.
- Şekerli/ballı su, hemen hazırlanabilir durumda olmalıdır. Yurt dışında bunun için hazır olarak satılan mısır şurubu vb. solüsyonlar vardır.
Biz, kendimiz de hemen hazırlayabiliriz: 1 tatlı kaşığı balı bir çay bardağına koyup, üzerine ılık su ilave ederek karıştırırız.
- Elbette bu suyu içirebilmek için ucundaki iğnesi çıkarılmış, steril bir enjektörümüz olmalı. Ya da enjektöre çekilmiş bu sıvıları buz dolabında hazır bekletebiliriz.
-
Hipoglisemi atağı geçiren bir kediye ballı su içirmeye çalışmak tehlikeli olabilir. Akciğerine kaçabilir ve ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle bu sıvıyı içirmek yerine dişetlerine parmağımızla sürmek daha doğrudur
-
- Bir başka malzeme de, Glukagon setidir. Yine eczane ya da medikallerden temin edebileceğimiz bu setin içinde, içinde solüsyon bulunan bir enjektör, yanında küçük bir şişede bir toz. Acil ve çok ciddi vakalarda, enjektörün içindeki sıvıyı küçük şişeye sıkıp, çalkalayıp yine ejektöre çekmek ve kediye yapmak gerekebilir.
- Küçük bir çanta içinde hazır bulundurulacak birkaç küçük kutu (otellerde kahvaltıda verilenlerden) bal.
- Pasta süslemede kullanılan jel tüpleri.
Bütün bu malzemelerin bir listesi hazırlanıp, birkaç kopya evin görünür yerlerine asılmalıdır. En uygun yerlerden biri de, mutfakta, buzdolabının dış kapağına bir magnetle tutturmaktır.
Bu listeler, acil durumlarda bizim telaştan atlayacağımız ya da hatırlamayacağımız uygulamaları hem bize, hem de biz yokken kedilerimize bakan kişilere hatırlatıp, vakit kaybını önlemede çok yardımcı olacaktır. Yukarıdaki malzemeler, sadece evde değil, kedimizle bir seyahate giderken de serin bir muhafazada yanımızda olmalıdır.
Hipoglisemi başladığında yapılması gerekenler:
- Öncelikle çok serin kanlı olunmalı.
- Hızlı hareket edilmeli ancak hata yapmamak için çok dikkatli olunmalı.
- Kan şekerini makul bir düzeye çıkarmak için aşağıdaki uygulamaları yaparken, bir yandan da veterinerimize ulaşmaya çalışmalıyız.
- Daha önce ayrıntılarını vermiş olduğumuz belirtileri mümkünse veterinerimizle, değilse, kendimiz değerlendirmeye çalışıp, hipoglisemi atağının derecesine (hafif/orta/ağır) karar vermeliyiz.
Hafif ataklarda
Hemen kan şekerini ölçmeli, hafif bir düşüklükse, mamasından (önce yaş mamayı tercih etmeli, ardından kuru mama) vermeliyiz. Kısa bir süre içinde normale dönmeye başladığını görürüz. Ancak eğer kedimiz yemeyi kesinlikle reddediyorsa, mutlaka aşağıdaki uygulamalardan birini yapmalıyız.
Orta şiddetteki ataklardaDaha önceden hazırlamış olduğumuz şekerli sıvıyı (ballı su, mısır şurubu vs.) ağızdan vermeye (1 çorba kaşığı veya 5’lik bir enjektör dolusu) ya da diş etlerine/dil altına sürmeye çalışmalıyız.
*****Pek çok aktivitesi devre dışı olan kediye sıvıyı yutturmaya çalışmak yerine, dil altına ya da diş etlerine sürülen şekerli sıvı, mukoza tarafından emilip, çok çabuk kana karışacak ve şeker düzeyini artıracaktır.
Eğer yiyebilecek durumdaysa, şekerli sıvı ve mamayı birlikte vermeye çalışmalıyız. Sıvıyı yaş mamanın içine karıştırabilir veya kuru mamasını bu sıvı ile ıslatabilir, sıvıyı mamanın üstüne püskürtebiliriz.
Ancak şekerli sıvı veya ballı su, şeker düzeyini hemen yükselteceğinden, çok dikkatli olunmalı, bu düzeyi korumak için hemen ardından mama yedirilmelidir. Mamanın verilmesi, şeker düzeyinin biraz daha uzunca bir süre istenilen yükseklikte kalmasına yardımcı olur.
Bu duruma rağmen, kedi saatler boyunca sürekli gözlenmelidir. Çünkü tekrar hipoglisemiye girme olasılığı vardır.
Yararlanılan kaynak: www.felinediabetes.comÇok ağır durumlarda
Kedimiz kendinde değilse, istem dışı ataklar, çırpınmalarla bir nöbet geçiriyorsa, kan ölçümü ile hiç vakit kaybetmeden derhal şekerli sıvıyı (koyu bal değil) diş etlerine/dil altına sürmeliyiz. Bunu, çok küçük miktarlarda ve sık sık yapmalıyız. Ancak ağzına fazla sıvı gitmemesine çok dikkat etmeliyiz. Nefes borusuna kaçıp, tıkanmasına, boğulmasına neden olabilir.
Bu uygulamadan sonra kedimiz kendine geldiğinde, hemen birşeyler yedirmek gerekir.
Eğer hipoglisemi çok ağırsa ve bu durum insulin fazlalığından kaynaklanmışsa, şekerli sıvının etkisi kısa sürecek ve hipoglisemik atak tekrar başlayacaktır. Bu nedenle izlemeye devam edip, tekrar tekrar sıvı ve mama vermeye devam etmeliyiz.
Ayrıca parmağımızı, nöbet geçiren kedimizin dişleri arasına sokmamalıyız. Çok ciddi biçimde ısırılıp, yaralanabiliriz.
Yukarıdaki işlemler yapılırken, bir yandan da veterinere ulaşılmaya çalışılmadır. Ulaşılamıyorsa ve durum ağırlaşıyorsa, glukagon enjeksiyonu yapmamız gerekir ki, bunun eğitimini daha önceden veterinerimizden almış olmalıyız.
Hipoglisemik nöbetler bittikten ve kontrol altına alındıktan sonra da, kedimizin midesini boş bırakmamalıyız. Biz çok uzun bir zamandır hazır mamalardan vazgeçmiş olmamıza rağmen, Tarçın’a o dönemde tekrar kuru mama vermeye başladık. Çünkü midesinde posalı yiyeceklerin kalması gerekiyordu. Şimdi çok yavaş yavaş kuru mamayı azaltıyorum ama tam olarak kesmiyorum. Bir süre daha (belki 1-1.5 ay) bu uygulamaya devam edeceğiz. Ta ki, şekerinin yine regüle olduğundan emin olana kadar.
Sağlıcakla, ağız tadıyla kalın.
Çizim: Linda Lafçı
Anahtar Kelimeler: kedilerde diyabet, kedi ve diyabet, diyabet ve kedi, kedilerde şeker hastalığı, kedi ve şeker hastalığı, şeker hastalığı ve kediler, kedilerde kan şekeri, kedi ve kan şekeri, kedilerde yüksek kan şekeri, kedi ve yüksek kan şekeri, kedilerde diyabet ve insulin, kedi ve insulin, kedilerde kulaktan kan alma, kedi ve kulaktan kan alma, kedi ve kan şekeri ölçümü, hayvanlarda diyabet
“Diyabetik Kedi” site yöneticisi